İstanbul; yaşadıkları ve yaşattıkları ile emsalsiz.



‎"İstanbul, ya hiç sevilmez; yahut çok sevilmiş bir kadın gibi sevilir; yani her haline, her hususiyetine ayrı bir dikkatle çıldırarak." diyor Ahmed Hamdi , Beş Şehir'de İstanbul'u anlatırken.

Sonuna kadar haklı.
Sık sık söylediğim gibi, insan bu şehri sevmiyorsa neden katlanmak zorundaki. Daha dün insanlar saatlerce yolda kaldı on santim kar yağdı diye. Her doğal hareketlilik bir problemi tetikler bu şehirde. Yağar dert, yağmaz dert ...Soğuk, sıcak,rüzgar, bulut her şey dert.
Yirmimilyon insan; nefes alıyor, bağırıyor, çağırıyor, kızıyor, alıyor,satıyor, aşık oluyor, terkediyor, yalnız kalıyor, ölüyor, yaşıyor.
İstanbul ; yaşadıkları ve yaşattıkları ile emsalsiz ...

Nereye ...?

Nereye ?

...
tüm yollar seni bekliyor
masallar seni bekliyor
geceler gündüzler
hayaller seni bekliyor
şu göz şu yürek
şu eller seni bekliyor
karanfiller leylaklar
tüm güller seni bekliyor

demek gidiyorsun

...

Şiir Cemalettin Güneş  / Tamamını okumak için ; www.antoloji.com/gidiyor-sun-2-siiri/

Kim yalnız değil ki ...?

 

Taksim meydanında,  Kızılay'da ya da şehrinizin büyük caddelerinde buna benzer  görüntülere rastlamışsınızdır. İnsanlar yanyana yürürler, birbirlerine dokunmadan. Varlıkları ile ötekinin yalnızlığını örseleme tedirginliği  ve özür diler gibi. Bir kenarda durup seyretmek ilginç gelir çoğu zaman. Yalnızlık, bakılan vitrin camlarına bile sinmiştir, çarpıp sokağa savrulur yeniden.  Orada biteviye bir noktaya bakan mankenlerle, sokaktaki insanların benzeşmesi git gide, acıklıdır. Cama yansıyan akis mı, arkanızdan sürüklenen hayat mı daha gerçek ?


Ve bulaşıcı bir virüs gibi yayılır tüm şehre.

Hayatın yakın durakları

Hayatın yakın durakları ; Tahta bank ve mermer musallâ taşı ...
Edirne Eski Cami

Bir "Vav"ın Kanadına Takılmak

 

Gidilebilecek en son noktaya gitmek ve orada "Vâhid - Bir Tek- " olana açmak elini.
Girişte, tahsis edilmiş bölümde değilde, en önde bir "Vav"ın gölgesinde dua etmenin elbette bir anlamı olmalı.

Edirne Eski Cami içi. Sanırım sakin bir öğleye doğru saatleri. Her zaman eksik olmayan ziyaretçiler. 
Dua etmenin yeri ve mekanı yoktur elbette ama herkes bilir bazı anlar ve mekanlar vardır ki hayatta, kabul olunduğunu hissedersiniz adeta.
Bu isteyenin ne kadar yürekten istediği ile ilgili bir durumdur da biraz .
Kelimeler ;
Çok derinden ve ruhun saran, sarsan bir rikkatle çıkıyor mu?
Çıkarken dudaklarımızdan, bir kora dönüşüyor mu?
Acziyet elbisesine bürünüp, yakarışa duruyor mu?
Dünyaya ait olan şeyler o duvarın gerisinde kalabiliyor mu?
Tüm ukalalığı bırakıp "kul" olabiliyor muyuz?

Bir  "Vav"ın kanadına takılıp yükselmek midir isteğimiz ?

Konular

Fotoğraf Altı Yazıları

Eski Defterler

Diğer Yazılar

Son Yorumlar

Yazarlar

Linkler

Blog Arşivi