
Fısıltı ile söyledi ne istediğini, elindeki bozukluğu masanın üzerine usulca bırakırken. Tavırları, kırılgan ve buğulu gözleri ile bir şeyleri devirip dökmekten çekinir gibiydi. Tedirgin, ellerini birleştirip bekledi. İstediği şeker, sakız veya kraker değildi. Çikolata hiç değil. Karbonat istemişti annesi, hamura katmak için. Bakışları, önünde dizili kutulardaki renkli şekerlere takılıyordu çocuksu bir iştiyakla
Yedi yıl önce çekmişim fotoğrafı. Temmuz’da, Anadolu’da bir köy bakkalının serinliğinde. Hiç unutmadım “o an”ı. Fotoğrafını çekmek için seslendiğimde çevirdi bakışlarını. İstemediği şeyi yapmış ve devirmişti ruhumu.
Bir çocuk, neden bu kadar derin bakar ki sizce …?